| osman suat's profileHAYATA DAiR NOTLARPhotosBlogLists | Help |
|
2/12/2007 Anladıysam Türk olayım mı?Dil, içinde yaşadığımız bir evrendir. Bir toplumun bilinç altını, üstünü dilinden okumak mümkün: İçerdiği deyimlerden, atasözlerinden, şakalarından, fıkralarından… Peki, bir şeyi hiç anlamadığımızı ifade eden, “Anladıysam Arap olayım” deyimi, bizim Araplara hakaret ettiğimiz anlamına gelir mi? Ya da diğer benzeri deyimler, atasözlerimiz.
Tiyatro ve sinema oyuncusu Haluk Bilginer, “gelir” diyor, Hürriyet’in eki Kelebek’te 12 Şubatta kendisiyle yapılan röportajda. Hatta daha da ileri gidiyor, “Hepimiz Irkçıyız” diyor. Hrant Dink suikastinin yarattığı haklı şok, sanırım bu kadar sert bir yoruma sürüklüyor Bilginer’i.
Bilginer’in hepimizin ırkçı olduğu iddiasını, çok fazla “iddialı” bulduğum için üzerinde durmuyorum. Ama şunu sorabiliriz: İmparatorluk ve Cumhuriyet döneminde birlikte yaşadığımız, hala da yaşamayı sürdürdüğümüz birçok millet, kavim, etnik grup için çocukluğumuzdan beri dilimize pelesenk olmuş, kimini duyduğumuz kimini hiç duymadığımız deyimler ve atasözleri, yaşayan “ırkçılığımızın” göstergesi mi?
Şimdi bu konuda küçük bir test yapmak ve test sırasında hissedecekleriniz, bu deyim ve sözlerin neyin göstergesi olduğunu anlamak için yeterli olacaktır:
Önce bir saptamada bulunmak istiyorum: Bu deyimlerin, sözlerin toplumda yer etmişse ve yaşıyorsa sözlüklerde yer alması çok doğal. Var olanı yok sayarak, görmezden gelerek de bir şeyi halledemeyiz. Bu deyimler var, kimi yüzyıllar içinden geliyor, yaşıyor, bir dönemi analiz etmek, anlamak için kaynak bile olabiliyor. Ama sadece dil, edebiyat bölümleri, üniversiteler ve bilimsel araştırmalar için konu olmalı, kullanılması sağlanmalı. Tümünü engellemenin belki bir yolu yok, ancak kullanılmaması yaklaşımını desteklemeliyiz.
Hiçbir milleti, halkı, hele birlikte yaşadıklarımızı, komşumuzu, kardeşlerimizi böyle sözleri yaşatarak, çocuklarımıza aktararak aşağılamamalıyız. Bu sözler hafif, basit, şaka gibi bile olsa. Farklılıklarımızın bir zenginlik olduğunun kavranmasının, aramızdaki dayanışmanın barışçı sonuçlarının da önünde önemli bir engel bu sözler.
Birçok dilde ve ülkede, özellikle Türkleri aşağılayan, küçük gören bir yığın deyim, söz olduğunu biliyoruz. Bizim kendi kendimize kullandıklarımız bile var: “Türk’ün aklı ya kaçarken ya ….”
Bu sözleri birçoğumuz “ırkçı” olduğu için kullanmıyor. Hatta yine büyük bir çoğunluğumuz kullanırken bu deyimleri farkında bile değiliz, nasıl bir gönderme yaptığımızın. Ancak günlük hayatımız içinde kullanarak, “olağanlaştırdığımız” bütün benzeri sözler, genç nesiller içinde sadece düşmanlığı besliyor, aşırı milliyetçiliği, hatta nefreti körükleyen bir zemin sağlıyor.
Kendimizi başkasının yerine koyarak, hakaret içeren genellemelerin herkesin yüreğinde büyük yaralar açtığını anlamak zorundayız. Irkçılığı önlemenin, kardeşliğe sahip çıkmanın, ülkemizin birliğini, dirliğini korumanın yollarını birlikte aramalıyız.
“Yemin ederim, anlamadım” demenin yolunu, Arapları işin içine karıştırmadan da bularak, işe başlayabiliriz. TrackbacksThe trackback URL for this entry is: http://siyasaliletisim.spaces.live.com/blog/cns!60B2FFBDB9674736!838.trak Weblogs that reference this entry
|
|
|